Rakının yeni yüzyılı

Rakının yeni yüzyılı Gusto Dergisi - Sayı 136 - Mart/Nisan 2013 - Mehmet Yalçın Geleneksel içkimiz rakı 21. yüzyılda demode mi olacak, çağdaş bir çizgide daha da mı popülerleşecek? 5 farklı rakıya 5 incelikli yemeğin eşlik ettiği “fine dining” tarzındaki rakı ziyafeti, bu soruya verilen bir cevaptı sanki... Ian Millar, İskoçya’nın babayani viskicilerinden çok, TV’lerdeki Evli ve Çocuklu dizisinin başrol oyuncusu Al Bund’yi andıran sevimli bir adamdı. Kadehindeki viskiyi salona doğru kaldırdı ve bir şarkı patlattı: “Soooleeeeraaa.... Oooooo... This whisky is best of the world Better than most whiskies of old...” Renkli viskici, İtalyanların ünlü “Volare” şarkısını Glenfiddich’in 15 yıllık Solera Reserve'ine adapte etmiş, doğrusu kafiyeleri de iyi uydurmuştu. Şarkıyla sunulan viskilerimizi koklar ve şeri fıçılarından aldığı turunçgil rayihalarını içimize çekerken, önlerimize de şık tabaklar kondu. Millar, viskiyi yemekle içeceğimizi söyledi: “Bu viskinin yanında portakallı ördek sunmak istedik. Zira ördeğin zarif sosu ile viskinin narenciyemsi tadları birbirlerine mükemmel uyuyor...” Ocak ayında Çırağan Kempinski’de [...]

Mutfak burada, şarap nerede?

Mutfak burada, şarap nerede? Gusto Dergisi - Sayı 135 - Ocak/Şubat 2013 - Mehmet Yalçın Antep mutfağı bunca yükselirken, tarihe karışan enfes Antep şaraplarının yeniden hayat bulmasının zamanı gelmedi mi? Şarapsız mutfak, topal kalmaya mahkûmdur... Atatürk Orman Çiftliği’nden gelen kalem gibi ince uzun şişe, Gusto yazı işlerinde neredeyse unutulmuştu. İlkel etiketli, içindeki şarabın muhtemelen bozulduğu bu fazlaca eski şarabı açmaya bir türlü elimiz gitmemişti. Neden sonra Ahmet Örs’le birlikte sakin bir günde şişeyi açtık. Ve gözlerimize -pardon, burnumuza ve damağımıza- inanamadık... 1960’lardan kalma, kısacık mantarı ile şarap arasına en az 5 santim hava girmiş kahverengi şişeyi açar açmaz, önce şarabın rengine şaşırdık. Evet, yılların etkisiyle kiremit tonlarına doğru bir dönüş vardı ama yine de hayli koyuydu. Burunda ise bunca seneye ve şişenin içine giren havaya rağmen oksidasyon ya da sirkeleşme olmamıştı. Deri, kuru meyve ve baharat kokuları yoğundu, tipik bir yıllanmış kaliteli şarap havasındaydı. Şarap damakta da çökmemiş, içim özelliğini yitirmemiş, tam tersine bu [...]

Gerçek füzyon mutfağı

Gerçek füzyon mutfağı Gusto Dergisi - Sayı 133 - Kasım 2012 - Mehmet Yalçın Birbirleriyle kıran kırana rekabet eden şefler, dayanışma göstermeye de başladılar. Alaçatı’nın iki fine-dining restoranının ortak bir menüyle düzenledikleri ziyafet, bir şeylerin değişeceğinin göstergesi… 1975 yılının soğuk bir kış günü, Fransız Cumhurbaşkanının resmî konutu olan Paris yakınlarındaki Elize Sarayı, tarihinin en büyük ziyafetine sahne oluyordu. Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing’di ve aşçıların kralı Paul Bocuse’e Légion d’Honneur nişanını verecekti. Nişanın takdimi onuruna düzenlenen yemek, Elize’de bir ilk (ve son) oldu... Fransa'nın yaşayan en büyük şefleri, menüyü ortaklaşa belirlediler ve o gece sarayda bizzat hazırlamak üzere yemekleri paylaştılar. Menünün belirlendiği toplantıda, Paul Bocuse kocaman gövdesiyle kükredi: “Ya ben ne yapacağım?” Arkadaşlarının “Bunları afiyetle yiyeceksin, senin o akşam görevin bu!” demelerine aldırmadan, o da çorbayı üstlendi. Ve o gece şerefine “V. G. E. usulü trüf çorbası” yemeğini icat etti. Gastronomi tarihine geçen o unutulmaz geceyi, geçenlerde gelen bir haber sayesinde hatırladım. İzmir’in gözde [...]

Ne güzel adamdın sen Kurthan Hoca

Ne güzel adamdın sen Kurthan Hoca Gusto Dergisi - Sayı 132 -  Ekim 2012 - Mehmet Yalçın Türk basınının en renkli simalarından, geçen ay yitirdiğimiz Prof. Kurthan Fişek Türkiye’nin ilk içki yazarıydı aynı zamanda. Sıkı içer, sıkı da yazardı… Berbat plastik bardakları her kullanışımızda, “lanet olsun" diye mırıldanıyorduk. Makineden plastik bardakta çıkan sıcak kahve hem bardağı tutan elimizi yakıyor, hem de kahveye geçirdiği naylonsu tadıyla sabah keyfimizin canına okuyordu. Ancak aramızdan biri o bardaklardan hiç şikâyetçi değildi. Kara plastikler, içlerindekini göstermiyordu zira. Yudumladığı bizim gibi kahve değil viski olduğundan, eli de yanmıyordu Kurthan Hoca’nın... 90'lann başında Sabah grubuna bağlı olarak Aktüel’i çıkarıyorduk ve Kurthan Fişek de Ankara'dan “Sıfırcı hocanın not defteri” başlıklı harika sayfalar hazırlıyordu. Hoca İkitelli’deki Medya Plaza’ya ne zaman uğrasa, naylon kahve bardaklarına zulaladığı viskisinden azar azar çeker, gümbürtülü sesiyle kahkahalarını atar, arada bir de sunturlu küfürlerini savururdu. O soğuk ve sentetik binaya ruh katan hocanın gelişini iple çekerdik. Türk basınının ve [...]

Gül yazısı

Gül yazısı Gusto Dergisi - Sayı 130 - Temmuz/Ağustos 2012 - Mehmet Yalçın Güllaçlarda gül tadının “eser miktarlara” indiği, gül reçelinin hepten unutulduğu, gül likörünün anılarda kaldığı günlerde, Fransa'dan esen gül kokulu rüzgârların ilham ettiği bir yazı... Paris’in Louvre müzesi yakınlarındaki Cambon sokağında o alışılmadık kalabalığa iyi ki rast gelmiştim. Chanel döpiyesli genç kadınlar, saçları yapılı yaşlı madamlar ve tebeşir çizgili takımlı genç adamlar, pek de ucuzluk ya da yeni çıkan cep telefonu kuyruğunda gibi görünmüyorlardı. Dükkânın tabelasını görünce durum anlaşıldı. Kuyruk, büyük pasta sanatçısı Pierre Hermé’nin efsaneleşmiş makaronlarından alabilmek içindi... 15 dakika bekledikten sonra elimde küçük bir kutuyla dışarı çıktığımda, ilk işim yakındaki bir banka oturup hazinelerimi tatmak oldu. Hermé’nin kuyumcu dükkânını andıran pastanesinde bir ufak kutusu bir şişe şampanya fiyatına satılan pufuduk makaronları, denildiği kadar vardı. İlk duyduğumda “amma saçmalık!” dediğim vanilyalı ve zeytinyağlı makaron, şaşırtıcı bir uyum sergiliyordu. Siyah frenküzümlü de harikaydı, kayısı ve bademli de. Artık klasikleşen İsfahan’da ise, [...]

Sahicilik en büyük değer

Sahicilik en büyük değer Gusto Dergisi - Sayı 127 - Nisan 2012 - Mehmet Yalçın Düne kadar Türkiye’ye Bengladeş muamelesi yapan kibirli Batı, şimdilerde övgüler düzmek için yarışta... Yerel değerlerimiz parlatılıyor. Ama en büyük değerimiz yüzeydeki eserlerimiz değil, onların derininde yatan sahiciliğimiz bence. İşin artık çığırından çıktığını, kanaldan kanala gezinirken televizyonda karşıma çıkan o görüntüden anlamalıydım. Yarı uyur-yarı uyanık vaziyette birden yerimden doğruldum. Hep Filipinler’de yılan ya da Bahamalar’da çekirge yemesine alışık olduğumuz ünlü aşçı Anthony Bourdain Taksim’deki Kızılkayalar Büfe’de ıslak hamburger yiyor, üstüne de yorumlar yapıyordu! Birkaç dakika sonra da Nişantaşı’nın gözde kebapçısı Tatbak’ta lahmacununun içini sumaklı soğanla doldurarak afiyetle yiyecekti. Memlekette kendimize saklayacağımız pek bir şey kalmayacaktı bu gidişle... Fatih’teki salaş büryancılar New York Times’da, Burgazada’daki ufak bir meyhane geçen ay da yazdığım gibi GQ’da, bozacılar ise Washington Post’taydı. Mahallemizdeki simitçi Rüstem bu gidişle NBC’nin canlı yayınında demeç verirse şaşırmamalıydık. Türkiye dünyada gittikçe daha yıldızlaşırken ve düne kadar ona bir Bangladeş muamelesi [...]

Dürüst Türk mutfağı

Dürüst Türk mutfağı Gusto Dergisi – Sayı 126 – Mart 2012 – Mehmet Yalçın Duayen yemek yazan Alan Richman, “Türk mutfağı rakipsiz tazeliği ve zarif sadeliğiyle dünyanın en iyisi değilse bile çok yakınında" diyor. Bu tespite bir ek de ben yapmak istiyorum: Türk mutfağı dünyanın en dürüst mutfağı aynı zamanda... Neredeyse çeyrek asırdır okuduğum, gazeteciliğini ve üslûbunu hayranlıkla takip ettiğim Alan Richman'ın “İstanbul yeni Paris mi?” başlıklı bir yazı yazdığını duyduğumda yerimden sıçramamam imkânsızdı. Derhal yazıyı buldurdum ve “adamım”ın çaptan düşmediğini, hâlâ çok sıkı bir yazar olduğunu görmekten büyük keyif aldım. Richman dergi yazarlığında idollerimden biriydi. Gastronomi yazılarını yazdığı GQ (Gentleman's Quarterly) dergisi de, bir tesadüf eseri dolaylı olarak içki yazarlığı kariyerimin başlamasını sağlamıştı. Bu ay Türkçe edisyonu da yayınlanan GQ, dünyanın en başarılı erkek yaşam tarzı dergisi olarak, 80’lerde “Erkekçe 90” dergisine model olmuştu. “Türk Playboy’u” Erkekçe Özal’lı yıllarda muzır yasası çıkıp kara bir poşetin içine girince, erotizmden arındırılmış ve [...]

Acı limonlar ülkesine…

Acı limonlar ülkesine... Gusto Dergisi - Sayı 125 -  Ocak / Şubat 2012 - Mehmet Yalçın  Kıbrıslı dostlarımıza başsağlığı dilerken, bu güzel adanın damak tadı serüvenimdeki yerini düşünüyorum. Lawrence Durrel’ın Acı Limonları’ındaki gibi, kadim adanın bende ne denli iz bıraktığını bir kez daha fark ediyorum. “İyi geldiniz...” 90'lı yılların başıydı. Kıbrıs'a ilk ayak bastığımda, havalimanındaki eski moda kahverengi üniformalı ve badem bıyıklı askerleri, ellerindeki demode tüfekleri ve tozlu dükkânlara girdiğinizde “Hoş geldiniz” yerine söylenen bu cümleyi epey yadırgamıştım. Zamanla Kıbrıs’a sıkça yolum uzandı. Doğu Akdeniz’in ilk bakışta köhne gözüken bu ilginç adası bana yavaş yavaş kendini sevdirmeye, benimsetmeye başladı. Ünlü şeftali kebabını, içli köftenin uzunu bulgur köftesini, mayhoş molahiya otundan yapılan kuzu etli yemeğini, patates benzeri Kolokas’ını, havuz başlarında içilen Brandy Sour’unu tattıkça alıştım ve sevdim. Güney’den gelen tapınak şövalyelerinin cesaret ve enerji iksiri Commandaria şarabının yıllanmışlarıyla adeta nirvanaya ulaştığım günler de oldu. Kimi gün de otel barlarında ta 1960’lardan, adanın eski hâkimi [...]

Dünyanın en lezzetli konyağı

Dünyanın en lezzetli konyağı Gusto Dergisi - Sayı 123 -  Kasım 2011 - Mehmet Yalçın 73. ölüm yıldönümünde andığımız Atatürk, fırtınalı denizden Dolmabahçe Sarayı nöbetçilerinin kurtardığı balıkçıya içi ısınsın diye konyak ikram ettirecek kadar ince düşünceli bir beyefendiydi... “Bozkırdaki centilmen...” Bundan 10 yıl önce, yine böyle bir Kasım ayında Atatürk'ün ölüm yıldönümü dolayısıyla kapak konumuzu bu başlıkla ona ayırmıştık. Ertuğrul Yatı'nın güvertesinde zarif gümüş takımlarla yemek yediği bir fotoğrafına yer vermiş, üzerine de “Atatürk'ün gustosu” spotunu yerleştirmiştik. İç sayfalarımızda ise yazının girişindeki başlığı atmıştık. Cumhuriyet’in kurucusunun bir centilmen olarak portresini aylar süren bir araştırma sonucunda kaleme almıştım. Ve o sayıdan sonra, ölümünün üzerinden 63 yıl geçmiş Atatürk'ün yaşam biçimindeki inceliklerle ilgili yazılacak fazla bir şey kalmadığını sanmıştım. Yanılmışım… Hemen her yıl duyulan yeni bir anekdot, ortaya çıkan yeni bir anı ya da bilgi, Atatürk’ün kişiliğine hayranlığımı daha da arttırıyor. Örnek mi? Tarih profesörü Hikmet Özdemir'in yeni çıkan Atatürk’ün Ardından-Sir Percy Loraine'in Tanıklığı kitabı. 144 sayfalık kitapta, [...]

Batıyı damaktan fethederken

Batıyı damaktan fethederken  Gusto Dergisi - Sayı 124 - Aralık 2011 - Mehmet Yalçın  Türk lezzetleri dünyaya açılma yolunda. Ama ülkesinin gastronomi önderleriyle işbirliği yapmayan bir sanayi lezzette marka yaratabilir, bir üst lige tırmanabilir mi? Puslu bir kış sabahı Londra’nın göbeğindeki Picadilly caddesi ilk bakışta ıssız görünüyor. Ama 181 numaralı binanın önü arı kovanı gibi. “Kraliçe'nin mezecisi" olarak bilinen, Buckingham Sarayı'nın resmî yiyecek ve içki tedarikçisi Fortnum & Mason burası. 1707’de kurulan bir damak tadı tapınağı. Yıllar önce kilitli bir camın ardındaki küçücük balzamik sirkenin fiyatını sormuş, yaşlı ve fraklı bir yetkiliden “100 pound sir... 50 seneliktir o” cevabını almıştım. Gönülsüz cevabıyla sanki “Bu seni aşar, genç adam” demek istiyordu. Köprülerin üzerinden çok sular akmış, mağaza kibirinden arınmış, kravatsız genç tezgâhtarlarla dolmuş. Zaten içerisi de daha açık tonlarda ve aydınlık, süpermarketten hallice bir havada. Eski ağırlığı yok ama eski cazibesi de yok. Caddeye çıkıyor ve 50 metre yürüyorum. Bu kez girdiğim mağaza daha davetkâr. Güler [...]

Go to Top