gusto-dergisi-sayi_55Markalara İhanet

Gusto Dergisi – Sayı 55 – Kasım 2005 – Mehmet Yalçın

İçki şirketlerinin tepelerine tırmanan hırslı pazarlamacılar, asırlar boyu adım adım oluşmuş efsaneleri bir gecede yok ediyor, aristokrat bir içkiyi bir anda tepeden tırnağa değiştirip disko gençlerinin maskarası haline getirebiliyorlar. Birçok dünya mirası, barbarca katlediliyor…

1746 kışında, İskoçya’nın dağlarında kıran kırana bir savaş sürüyordu. Ülkesinin bağımsızlığı için savaşan İskoç milliyetçisi Prens Charles Edward, İngiliz askerlerine duman attırıyor, zafere adım adım yaklaşıyordu. Fakat İngiltere’den gönderilen takviye kuvvetler güç dengesini bozdu ve prens ağır bir yenilgiye uğradı. İngilizler, saklanan prensin başına 30 bin sterlin ödül koydular. Prens de gözlerden ırak Skye adasına, burada kendisine kucak açan Mackinnon ailesine sığındı ve kendini unutturana kadar onların yanında kaldı. Kılıcından başka hiçbir şeyi olmayan bu kahraman, ayrılık vakti geldiğinde minnettarlığının ifadesi olarak, küçük bir kâğıt parçası verdi Mackinnon’lara:

“Bu benim kendime has likörümün reçetesi. Enfestir… Bunu yapıp satarsanız, ömür boyu para sıkıntısı çekmezsiniz…”

Dediği gibi de oldu. Mackinnon’lar evlerinde yapıp sattıkları likör sayesinde ihya oldular, kuşaklar boyu torunları da bu likörden geçindiler. Likör adaya sığamadı, Edinburgh’da dev bir fabrikada yapılıp tüm dünyaya satılan bir dünya markası haline geldi. “Likörlerin aristokratı” sloganıyla pazarlanan içkinin adı, Drambuie’ydi. İskoçların yerel dili olan Keltçe’de, “Tatmin eden yudum” anlamına gelen dram-buidheach kelimelerinin kısaltılmışıydı.

Drambuie’yle 80’lerde tanıştım ve ona neredeyse âşık oldum… Yıllanmış İskoç malt viskilerine -özellikle de Skye maltı Talisker’e- yedirilmiş İskoç funda balının ve gizli tutulan baharatların zengin tadları, gerçekten damağı kaplıyor ve içene müthiş bir tatmin duygusu veriyordu. Bu nefis içki adeta bir nektarı, bir iksiri andırıyordu. Ta ki, 90’ların sonuna kadar… Bu yıllarda Drambuie’yi satın alan dev içki holdingi hem maliyetten tasarruf etmek, hem de içkinin yoğun lezzetini biraz seyrelterek onu damak tadı sıradan geniş kitlelere açmak için likörün 250 yıllık formülünü bir gecede değiştirdi. İlla eski Drambuie’yi arayanlara da, esas formülün benzeriyle duty free’lerde satılacak “Black Ribbon” adlı lüks bir versiyon yaptı.

İnsanların sadece damağında ya da beyninde değil, aynı zamanda kalbinde de yer eden yüzlerce yıllık markaların katledilmesinde sadece bir örnek, Drambuie cinayeti… Bu ayki ilk tadım sayfalarında ancak 5 puan alabilen bir başka efsane, Black Bottle da bunlardan biri. Yıllar önce İskoçya’da keşfettiğim bu viski, Islay adasının altı damıtımevinin maltlarının karışımıydı. İçinde biraz da tahıl viskisi vardı. Sertti; iyotsu, dumansı, yosunsu tatlarıyla “Beni ya çok seversin, ya da nefret edersin!” diyordu. Ben, sevenlerindendim.

Düne kadar sadece İskoçya’da satılan, Londra’da bile bulunmayan bu viskinin ülkeme kadar gelmiş olmasına boşuna sevindiğimi, ilk yudumu aldıktan sonra fark ettim. Yine bir dev, markayı almış, “Tadı hafifletile, geniş kitlelere hitap ede!” buyurmuştu. Tıpkı, içenin kulaklarından dumanlar çıkaran, buruk mu buruk “usta avcı” Jagermeister’a olanlar gibi… Amerika’da disko gençliğinin maskarası haline gelen bu arkaik şişeli acı Alman içkisi, bıyıkları yeni terleyen tıfıllar içebilsin diye artık acı bile değildi. İskoçya’dan Macallan’ın, bizden Tekel birasının başına gelenler de aynı türdendi.

Kariyerlerine hamburger zincirlerinde başlayıp deterjan sektöründe devam eden, sigortacılıkta biraz çalışıp oradan da otomobile uğrayan, arada da içki dünyasına birkaç yıl için el atan beyaz yakalılar…

Yüzyılların imbiğinden damıtılıp bugünlere gelen asırlık içkiler deneme tahtalarınız değil. Onlar, tıpkı tarihi binalar, değerli yapıtlar gibi birer dünya mirası. Altın yumurtlayan tavukları birkaç kilo eti için kesmeniz, şirketleriniz için de uzun vadede zararlı. Ama doğru, kabahat sizlerde değil. Sevdikleri bir bir ellerinden alınırken sesleri çıkmayan, size bir protesto mektubu yazacak kadar bile duyarlılık göstermeyen tüketicilerde…