Biraz nostalji, biraz fütüroloji…
Gusto Dergisi – Sayı 73 – Mayıs 2007 – Mehmet Yalçın
Mayıs 2001’deki ilk sayımızdan bu yana, tam 6 yıl geçmiş. Altı yıl önce içki dünyamızın gündemi, bugün gülünç bulabileceğimiz şeylerle doluymuş. Peki acaba altı yıl sonrası nasıl olacak?..
“Piyasa ne idüğü belirsiz ucuz viskilerle dolu… Aman ha, adının ‘viski’ gözüktüğüne aldanmayın, içinde hiç malt bile olmayan 3 yıl 30 saniyelik bu ‘tapon’ içkilerle 5 yıl dinlenmiş, bol maltlı dünya markası viskileri aynı kefeye koymayın…”
“Güney Fransa ve Avustralya’da baharlı şaraplar veren ünlü Şiraz üzümü, ülkemizde de yetiştirilmeye başlandı. Türkiye’nin ilk Şiraz şarabı, Pamukkale tarafından piyasaya sürüldü…”
“Amerika’nın şarap kralı Robert Mondavi, Kaliforniya’da açılan Disneyland’ın içine dev bir şov şaraphanesi açtı: ‘Altın Asma’… Mondavi ayrıca yenilediği bir şaraphanesinde çelik tanklardan vazgeçip, yeniden meşe tanklara döndü…”
“Gusto ekibi Türk yemekleriyle uyumlu Türk şaraplarını ortaya çıkarmak için yerli şaraplarımızla yemeklerimizi karşılaştırmalı olarak tattı. Türk yemeklerinin şarapla çok iyi uyum sağladığı görüldü…”
Bu satırlar, bugün okuyunca ne kadar matrak ve bayat görünüyor değil mi? Köy düğünlerinde bile rakı yerine viski içilmesine yol açan “ucuz viski” salgınını belki hatırlamayanlarımız bile çıkacaktır. Bugün bütün standart viskiler hemen hemen aynı fiyatta, değişen vergi sistemi sayesinde raflar dünya markalarıyla dolu.
Şiraz mı? O günlerde “Hoş geldin” dediğimiz üzüm, bugünlerde tahta kuruldu bile. Hemen her firmanın bir Şiraz’ı var, ithalleri de cabası…
Mondavi? Maalesef battı ve bir içki tröstüne satıldı. “Altın Asma” zaten daha da önce kapanmıştı. Meşe tanklar mı? Üst düzey kırmızı şarapları mayalandırmada, çelik tanklara nazaran üstünlükleri artık tartışılmıyor bile…
“Bizim yemekler maalesef şarapla pek uymuyor. O yüzden bu ülkede şarabın halka inmesi, günlük hayata girmesi zor” iddiasını ise duymayalı yıllar oluyor. Kuzu eti ile Öküzgözü’nün, Adana kebabı ile Boğazkere’nin çok iyi gittiğini bilmeyen neredeyse kalmadı.
Oysa sadece altı yıl önceydi… Mayıs 2001’de Gusto’yu yayın hayatına başlattığımızda, yazının girişindeki haberlere yer vermiştik. Şimdi ise bunların hepsi mazi oldu.
Sizlerin de desteğiyle bir altı yılı daha devirdiğimizde, 2013’ün Mayıs sayısında Gusto sayfalarındaki başlıklar neler olacak acaba? İşte benden bir “serbest atış”:
“Kalecik Karası’nın yeniden doğuşu… Kalecik Bağcılar Kooperatifi, apelasyonun hakkını veren altın madalyalı şaraplarıyla İngiltere’nin lüks restoranlarına girebildi. İngilizler zarif kırmızımız için ‘Pinot Noir’ın yeni rakibi’ diyorlar…”
“Four Seasons İstanbul, geçen ayki Tayland yemekleri festivalinde başarıyla gerçekleştirdiği rakı-Uzakdoğu mutfağı sunumuyla büyük sükse topladı. Yeni tip ‘light’ rakılar suşi barlarda da giderek popülerleşiyor…”
“İki genç işadamının Bomonti’de kurduğu ‘Yeni Bomonti’ birahanesi, ‘Anadolu Arpaları’ isimli butik bira koleksiyonunun lansmanını yaptı. Çorum arpasıyla yapılan bira, İngiliz Ale’lerini aratmıyor…”
“Efsanevi şarap nihayet Türkiye’de. Romanée-Conti’nin ilk partisinin ithali şerefine Maslak’taki Zorlu Plaza’nın 70. katında yer alan ‘Jön Türkler’ restoranında düzenlenen tadım yemeği, olağanüstüydü…”
“Amerika’da yapılan ‘90’ların 100 Parker puanlı şarapları, nasıl yıllandılar?’ temalı tadımda Robert Parker’ın yere göğe sığdıramadığı birçok şarabın yıllanmaya uygun olmadığı, Parker’ın ‘20 sene sonra içilmeli’ iddialarının aksine şarapların bu kadar sürede ‘çöktüğü’ ortaya çıktı…”
Birkaç zar attım, sadece. Zarlarım altı yıl boyunca yuvarlanacaklar. Tabii hep yek de gelebilirler, düşeş de… Hayat, sürprizlerle dolu. Nice altı yılları birlikte devirmek, sürprizlerin tadını birlikte çıkarabilmek dileğiyle…

Siz de fikrinizi belirtin