Ermeni konyağı
Gusto Dergisi – Sayı 70 – Şubat 2007 – Mehmet Yalçın
Ermenistan’ın “mücevheri” Ermeni konyağının lezzeti de, Ermenilerin kaderleri gibi buruk… Çok sevdiğim bu kekre brendiyi, dost canlısı Hrant Dink’le birlikte yudumlayabilmeyi çok isterdim…
1990 mıydı, 91 mi?.. Sovyetler Birliği parçalanıyor, “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri”, kopan bir tespihin taneleri gibi dağılıyordu. Dünyayı titretmiş Kızıl Ordu’nun kahramanlık madalyası Lenin nişanlarının Beyazıt bitpazarında gazoz fiyatına satıldığı hüzünlü günlerdi. Ermeni konyağıyla işte böyle bir ortamda tanıştım. Ermeni mi, Gürcü mü olduğunu ayırt edemediğim kavruk yüzlü sıska bir adamın Karaköy’deki yer tezgâhından aldığım şişe, beni içindeki sıvının maun rengiyle cezbetmişti.
Bir şişe cep kanyağından daha ucuza aldığım koca şişedeki brendi, kadehime koyduğumda umduğumdan fazlasını verdi; pekmezimsi kıvamı, kekre çeşnisi ve ağızdan uzun süre silinmeyen lezzeti ile damak hafızama kazındı. Sonraki yıllarda da ne zaman bir Ermeni konyağıyla karşılaşsam, almadan geçmedim. Tadı, beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı, kimi zaman Fransızların en iyi konyaklarından daha fazla haz verdi… Son şişem, kesme kristal bir karafta satılan 20 yıllık bir Nairi olmuştu. Tadı hâlâ damağımda…
Ermeni konyağı, dünyanın en eski bağcı ülkelerinden olan Ermenistan’ın Voskehat, Garan Dmak, Rkatsiteli, Mskhali, Kangun üzümlerinden yapılıyordu. Üzümler 700 metredeki Ağrı vadisinin otuz ayrı alt toprak özelliğindeki bağlarında yetişiyor, bu rayihalı üzümlerden yapılan ham şarap, tıpkı konyak bölgesindeki gibi bakır imbiklerde iki kez damıtılıyordu. Ardından Kafkasya’nın asırlık Krasnoyarsk meşelerinden yapılan fıçılarda 40 seneye kadar yıllandırılıyordu. Erivan Brendi Damıtımevi, başta Ararat (Ağrı), Akhtamar (Van Gölü’ndeki Akdamar adası), Noyac (Nuh’un) olmak üzere değişik yaşlarda bir dizi farklı brendiye imza atıyordu.
Büyük usta, büyük hümanist yazar Çetin Altan’ın “Türk-Ermeni dramları” diye mesafeli bir dille özetlediği trajik olayların kâh faili, kâh mağduru olmuş bu insanların kaderleri, sancılı örülmüştü. Sovyetler çatısı altındayken pek gün yüzü görmeyen, en değerli ürünleri olan bu konyaklarını 70 yıl boyunca politbüro kodamanlarına kaptıran Ermeniler, bağımsızlığın da tadını pek çıkaramadılar. Yoksulluktan kıvranırken, en değerli hazinelerinden biri olan konyaklarını, bir Fransız içki devine 30 milyon dolara sattılar. Oysa sadece mahzenlerde yıllanan brendilerin değeri 100 milyon doların üstündeydi. Fransızlar bağcılığın geliştirilmesi ve üretim hacminin arttırılmasına ilişkin verdikleri sözleri de tutmadılar. Gizli kalmış bu hazinenin gün yüzüne çıkması, batı ülkelerinde bulunur hale gelmesi de boşuna beklendi. Bu arada, en yaşlı fıçıların kargo uçaklarına yüklenip, bazı ünlü konyak markalarının içine katılmak üzere Avrupa’ya götürüldüğü söylentileri aldı yürüdü.
Ermeniler, tarihsel hâmileri Fransızlardan kaba deyimle kazık yemişlerdi. Asırlar boyu güvendikleri bazı büyük güçlerden yedikleri gibi… Ermeni konyaklarının en büyük alıcısı olan Rusya da, yılda 25 milyon doları bulan alımını “Etiket bilgileriniz yeni yönetmeliklere uymuyor” bahaneleriyle azalttı. Ermenileri konyaklarıyla terbiye etmeye, konyak üstünden siyasi baskı uygulamaya kalktı. 2003’te bağları vuran don ise, son bir darbe oldu.
Kaliteli içkiler konusunda tam bir “konesör” olan Churchill, ilk kez II. Dünya Savaşı’nın bitiminde Stalin ve Roosevelt’le birlikte dünyayı paylaştıkları Yalta Konferansı’nda tatmıştı bu brendiyi. Ve tiryakisi olmuştu… Ölümüne dek her yıl Stalin’den Churchill’e birkaç kasa Ermeni konyağı gitmişti. Ama sadece egemenler değildi bu güzel içkiyi keşfedenler. Mayakovski’den Gorki’ye, bir dolu Rus yazar ve şairinin de baş içkisiydi Ermeni konyağı.
Kendisiyle hiç tanışmamıştık ama eminim ki bu has yazarların soyundan bir değerli aydın olan Hrant Dink de severdi Ermeni konyağını. Keşke yaşasaydı ve tanışma fırsatı bulsaydık, keşke bir akşam önce Türk rakısı, ardından da Ermeni konyağı yudumlasaydık. Ve ulusların ruhlarına sinen buruklukların, sadece konyak yudumlarında kalmasını dileseydik…

Siz de fikrinizi belirtin